Serra büyüyor,
ben büyüyorum,
zor günler zor sinavlar yasadigimiz da oluyor,
bir mücizenin ardina siginip atlatiyoruz,
aile olmanin her halini hep beraber yasayip
olagan islerin ardina düsüyoruz,
hayat böyledir deyip avunuyoruz,
ama icimizdeki yasama sevincinin taze ciceklerini hic soldurmadan
...
Günlerden tek bekledigim saglik, saglik, saglik...
Serra okulda beni bekler,zaman bu kadar hizli akmak zorunda mi?
29 Şubat 2012 Çarşamba
28 Ocak 2012 Cumartesi
Aksamüstü birdenbire hersey kötü gitmis ,günün sakinligini karmasaya ve sinir stress hallerine teslim etmis olabilirsiniz,
ayak tabanlariniz zonklarken uykusu gelmis bir kücük velet sizi bunalttikca bunaltirken isten eve dönen koca isinizi kolaylastirmayi aklindan bile gecirmemis olabilir,
beklediginiz ve umut ettiginiz ilgili ve anlayisli baba olmasi ihtimalinin sifir oldugu gözünüze sokuluvermis olabilir birkez daha,
derin bir ic cekip kaldiginiz yerden devam etme cabanizla basbasa bogusurken sonunda banyoda olanlar olmus cocugunuza haksizlik edip canini yakmis olabilirsiniz,
kalbinize kendi ellerinizle sapladiginiz bicak birkac santim daha derine sokulmusken kaldiginiz yerden devam etmek anlamisizliginiz gitgide büyümüs ve buna ragmen hala herseyi yoluna sokmaya calisan halinize disardan bakip acimis,
kalbinizden gözünüze uzanan yolu asmaya calisan gözyaslarini birkez daha taslasmak üzere geri göndermis,
birkac güzel söze kanan kücük kalbin safligiyla arinmak istemis hatta arinmis gibi kendinizi kandirmis,
hepsi birbirinin ayni olan günleri sorgusuz sualsiz yasamayi ilke edinip en azindan bir süre rolantiye almis olabilirsiniz bile bile yasaminizi,
nefes alabilmek icin bazen
sadece derin bir nefes alabilmek icin
icinizden sizabileceklerin hertürlüsüne engel olmaniz gerekebilir.
Bir aksamüstü.
Bir gün.
Bir baska gün daha.Sonra bir ögleden sonra.Ve daha nice günler günleri kovalarken.
Kalbiniz ritmi ne yapacagini bilemeden yoluna devam ederken,
siz susmak susmak ve yine susmakla unutmaya calismis olsanizda icinizde hep kücük bir filiz yesermeye hazir bekliyor olur.Umudun yiyecek öyle cok ekmegi vardir ki bir parcasida sizdedir mutlaka.Yoksa hayat nasil devam eder.
Onu bulmali ,
ve de bilmeli
yakinlarda belki icimizde biryerler de oldugunu,
kimse olmadiginda bile.
Yoksa hayat nasil devam eder.....
18 Aralık 2011 Pazar
...
Bugünü neredeyse hicbir sey yapmadan tükettim.Birkac gündür yakama yapisan hastalik yüzünden sabahlari cok kötü uyaniyorum.Bu sabah Serra yedibucuk gibi uyaninca hadi kalkalim diye tutturdu.Ya Serra ben uyumaliyim ,yorgunum ,hastayim ,cart curt söylemlerimi her zamanki gibi yemedi ama yaptigimiz pazarlik sonucu koltukda birkac saat uyuyabildim.Tabii tekrar uyumadan önce sabah klasigimiz biberonda süt hazirlandi,neden bu cok soguk degil diye söylenen kuzuya hala tam iyilesmedigi hatirlatildi -gecen hafta babasi ve Serra grip sebepli tribal enfeksiyonlariyla beni bayilttilar - sonra cocuk kanalimiz acildi hatta dün yaptigim pogcalardan biri sehpaya hazirlandi bir mucize olup yenilir diye (uyandigimda üzerinde birkac dis izi vardi,ben hüplettim kalanini).Uyumak icin gerekli kosullar hazirlanip etrafa savrulan birkac tehditten sonra son olarak coraplari da giydirilen Serra buaralar nedense takik oldugu baby first kanaliyla basbasa birakildi.Koltuga yerlesmis, üzerine battaniye almis, bir elinde biberon ,dizlerinde pogaca tabagi olan bir Serra hayal edin.Uyumak icin her cesit taklayi atabilecek bir anne bir de.Hem tabagi hem biberonu kontrol etmekde zorlaninca birini bana uzatip duruyor.Öyle tatli ki.Bir zaman sonra ben uykuma geri dönmüsken üsümüs bacaklariyla yanima sigisiyor,elini gögsüme sokuyor o cok sevdigi benimle oynuyor.Koltuk ikimiz icin cok dar , ücümüz icin sigismak imkansiz ama kolumu bacaklarinin arkasindan gecirip düsmesin diye tutunca heryere sigisiyor benim kuzum.Sonra daralip gidiyor.Bir zaman sonra anne ben aciktim diyor.Gözlerimi acmaya calisiyorken bir taraftanda kendime kizarak kalkiyorum.Sorumsuz buluyorum kendimi.
-Anne burda kahvalti edelim ,sehpada.
-Edelim kizim.
-Nasil istersin yumurtani?
-Her zamankinden anne .
-:)
Gülümsüyorum ;gri ,karanlik ,umutsuz gibi görünen bir Avusturya sabahina kizimin sayesinde.
Ev berbat.Kirli ve daginik.Serra'nin dagitma hizina yetisemiyorum dogrusu.Kirlilik tabiiki benim tembelligim ve bir haftadir hastaliklarla aksayan düzen yüzünden asmis durumda.Iki gün önce basladigim ütüler bitirilmek umuduyla karsimda bekliyor.Serranin odasina salona getirip dagittigi esyalari birakmak icin her gittigimde aglamak istiyorum.O kadar umutsuz halde yani.En son kilere gecerken göz ucuyla baktigimda acik cekmecelerden kiyafetler sarkiyordu:)Bendeki enerji derseniz sifirin altinda.Vücudumu degil ama kafami tasimak cok zor geliyor böyle yarim yamalak nefes alabilirken.Hersey güzel olacak ben herseyi halledicem modunda dolasiyorum.Cok mu rahatim ne ?Yok yok gercekten hastayim.
16 Aralık 2011 Cuma
Artik Okullu Oldugumuz Anlasiliyor mu?
Bizim kuzu Ekim 19 itibariyle anaokuluna basladi.Eylül basi baslayacakti ama benim rahatsizligim nedeniyle Türkiye de oldugumuzdan sürec biraz aksadi.Simdi anaokulu dedigimi duysa, anaokulu degil Kinder Garten diye düzeltir.
Gecen kis cok hevesli olmasina ragmen bu sene Türkiye de ben sensiz durmam diye sayiklamaya baslamisti.Ilk üc gün hersey yolundaydi neredeyse sabahtan ögle saatine kadar kaldi. Sadece almaya gittigimde gözleri dolup duygusallasiyordu.Kendini cok yalniz ve yabanci hissettigi icin olsa gerek ve tabii Almanca bilmemesininde etkisiyle sanirim ürkek ürkek bakiyordu etrafa.Yine de sasirtici derecede istekliydi.Ne zaman ki araya tatil girdi -ki basladigi dönem cok tatil vardi- her sabah aglayarak gitmeye basladik.Kaldigi süreyi kisalttiksa da sabah ayrilisimiz cok sancili oluyordu.Ben giderken bacagima sarilip ayrilmamak icin direniyordu ki bu halde onu birakmak gercekten cok bunaltici.Ben gidince onunla ilgilenen ögretmenine baya bir saydiriyormus .Baska bir Türk annenin dedigine göre seni sevmiyorum demisligi bile var:))Bir de eve gelip bana anlattiklari var ki sormayin.
"Anne bugün sen gidince ben ayaklarimi yere vurup tepinirken elimi böyle ögretmene vurcakmis gibi havaya kaldirdim ama sonra kendimi tuttum vurmadim ,sadece elim bacagina düstü " gibi....
Bitmeyecekmis gibi gelen bu zor haftalarin ardindan bizim kuzu kendine bir Türk arkadas buldu ve hersey yoluna girdi.Bana güle oynaya hoscakal demeye , Nergiscigiyle okulun tadini cikarmaya basladi.Simdi tek problemimiz Nergis gelicek mi gelmicek mi?Birkac gün hasta olup gitmeyince yine ayrilirken zorlansa da en azindan düzenli olarak gitmesi gerektigini kabullendi.Eh ben de rahata erdim...
Buarada ben bunlari yazmaya calisirken tam 3 kez uyanarak sonunda beni yataga getirmeyi basardi.Inanin ne yazdigimdan benim de haberim yok:)
Masa bacagindaki cizgiler daha eski calismalarimizdan.Hala arada ufak karalamalar yapiyoruz cok aniden bastiran Ilham karsisinda:)
Hasta ve caliskan kiz.Bunlar aslinda burada anaokullarinda yürütülen ,anne ve cocuklara kaliteli zaman kullanimi icin yol gösterimini hedefleyen bir projenin ödevleri.Hergüne bir calisma var .Ben haftada bir gün Serranin okulundaki kursa katiliyorum ,eve icinde haftalik ödevler olan bir dosya getiriyorum.Serra buna bayiliyor.Ancak ya cabucak sikiliyor boya yaparken ya da hepsini ayni gün yapmak isteyip beni bunaltiyor.Ama yine de birlikte birseyler yapmamizin heyecani onu cok mutlu ediyor.
Su kücük ellerin kalem tutusuna hayran olunmaz mi ?Ya icindeki hevese?
Sonra birdenbire vazgecisine, yoruldum deyisine ,biraz da sen yap hep ben yapiyorum deyisine ...
Anaokuluna gitmeye ilk basladigimiz hafta...Henüz gitmek istemiyorum diye aglamalara baslamamisken.Süslenip püslenip poz verirken:)Ve neredeyse iki yasinda tanistigimiz biberon hala en sevdigimiz dostlardanken.
11 Aralık 2011 Pazar
BIR ACI ...BIR TATLI...
Cuma sabahi aksama rahat rahat hazirlarim diye suya koydum asurelikleri.Icimde bir telas, bir mutluluk.Eksik malzemeleri almak icin disari cikmali, ev temizlenmeli, Serra kuzusu pesimde bir yandan - anne beni McDonalds' a götür patates istiyorum dondurma istiyorum- diye dolanip duruyor.Hava günesli olmasindan beklenmeyecek kadar soguk .Ben oraya buraya dalip dururken baslayan yagmur disari cikma fikrini erteledi.Olsun eksikler Ilker'den istenir ama önce anneme ulasmaliyim son birkac soru icin kafamdaki.
Bütün gün annemi arayip durdum, evde yok.Artik aklima kötü seyler gelmek üzereyken aksam saatlerinde babam acti telefonu kötü bir sesle.Amcani kaybettik kizim dedi.Birsey diyemedim basin sagolsundan baska.Telefonu kapatmayi bekleyen gözyaslarim herseyi unutturdu.Gündelik islerin tüm telasini ,asurenin eksik malzemelerini ,Serranin aksiliklerini...
En son Ramazan bayraminda görmüstüm amcami.Yazin zor günler gecirmis ameliyat olmustu, sagligi cok iyi degildi.Sonra annemlerle Kurban bayraminda aramistik burdan hem amcam hem yengemle konusmustum öyle mutlu olmuslardi ki.Iyi ki konusmusum ,annemler olmasa aramazdim eminim.Ne yaziktir ki amcami cok sevmeme ragmen sicak bir iliskimiz yoktu yani nedense bizim sülalede bazi büyüklerden cekinilir.Öyle büyüdük herhalde bu bizim degil de büyüklerin yarattigi bir sacma sinir.Cok sevsenizde sarilip boynuna öpemezsiniz , nasilsin amcam diyemezsiniz o sinirlarin yarattigi duvarlar yüzünden.Halbuki gül yüzüne dokunmak ,yillarin yordugu ellerini tutmak istersiniz.
Yattigin yer de yüzün gibi , gülüsün gibi nurlarla dolsun amcam, gülüsünü cok ama cok özleyecegim.Birgün cocuklugumda bana aldigin Kur'an-i Kerim 'i okumayi yeniden ögrenicem söz sana.
Bilmiyorum ki belki uzakta oldugum icin ,elim kolum hicbiryere ulasmadigi icin buradan tuhaf bir aci hissediyorum.Kuzenlerimi ariyacak konusacak cesaretim yok yanlarinda olsaydim acilarina destek olsaydim belki baska türlü hissederdim.Zaten hormonlar yüzünden duygusallik doruk yapmisken kimseyle konusamadim.Hayata kaldigimiz yerden devam ediyoruz .Biraz gözyasi biraz keder bile cocuklu bir anne icin lüks.Serra, Cumartesi günü anne aglaman bitti artik ne güzel diye sevinirken baska ne yapilir ki?
Cumartesi sabahini basagrilariyla karsiladiktan sonra önceki aksam mecburiyetten haslayip balkona attigim asure malzemeleriyle bakisip durdum.Aksama dogru kendime gelip birkac saati ailece disarda gecirdikten sonra-disarda dedigim alisveriste falan soguktan disarda dolasilmiyor ki-yemekten sonra pisirdim asureyi.Cok da güzel oldu kanimca.Kocam kisisi cok malzemeli olmus gibi yorumlarda bulunsa da takmadim.Zaten kücücük bir kasenin yarisini bile yemedigi ve asureyi cok sevmedigini söyledigi icin sen asureden anlamiyorsun diyerek savusturdum fikirlerini.Cok güzel oldu iste.Hem ben asurenin bol malzemelisini severim isterim ki hepsini tek tek tadayim yerken icinde kaybolmasin hele de meyveleri.Buarada asureyi yaparken www.burcinindenemeleri.com daki asure tarifinden cok faydalandim.Gercekten iyi ve ayrintili bir tarif verilmis.Ellerine, emegine saglik Burcin.Tabii ben cok cok az malzemeyle pisirdim burada dagitacak kimse olmadigi icin.Iki ajda cay bardagi bugdayi temel malzeme olarak kullandim .Üst kattaki komsuma verdigim birkac kaseye ragmen dolap hala asure dolu.Artik yer yer doyarim:)...

4 Aralık 2011 Pazar
Örgü Askina.........
Sevgili Selen
sözümü tutuyorum bak...Yarim yarim yarim.Annemin evi, benim evim yarim islerle dolu.Biraz fikir almak icin biraz da sendeki örmek hevesini cok ama cok sevdigim icin bunlari yayinlayayim dedim.Kesinlikle örgüden anlamiyorum birkac motif bir kac örnek disinda hicbirsey bilmem.Ama örmekle ilgili öyle cok anim vardir ki Selen seni bircok baska yönünle birlikte bununla da kendime yakin bulurum.
Bir zamanlar calistigim ya da sömürüldügüm mü desem sirketi dava edip issiz kalinca -ki o günden beri hic düzenli isim olmadi- üc arkadas kendimizi atki örmeye vermistik.Önce ese dosta hediye ederken sonra onlarin esine dostuna satmaya baslamistik.Sonra birgün kendimizi Bostanci pazarinda kacak bir tezgahda atki satarken bulmustuk.Maceramiz kisa sürmüstü yani zabitalar tarafindan kovalanincaya kadar.Ama orada iki atki birden alan genc bir kardesimizin gözleri hala aklimdadir.Ilk ve tek müsterimizdi o gün.Aldigi atkilari koyacak posetimiz bile yoktu nasil bulup bulusturduk simdi hic hatirlamiyorum.Neyse bu heves arkadaslarimizdan birinin yeni bir ise girmesiyle sona ermisti ama ben örmeyi hep cok sevdim.Gercekten yetenegim olmamasina ragmen yünlerin o sicak ve renkli dünyasinda kaybolmak tam da bana göre.
Ve yine bu da ayni dönemde ördügüm bir atki.Ucuna ponpon eklemeyi düsündüm.Ancak bir dahaki Istanbul seferine kaldi.Rengine bayildigim bir güzel atki olmustu ve bu soguklarda ne de iyi olurdu.Gözüm doysun, burda da ayni örnegin fistik yesili var boynumda:)
Yine baska bir yarim deneme.2006 dan beri böylece bekliyor ve yine annemde kalanlardan.Birkac motif daha eklenip sonra etrafi siyahla cevrilerek bir kücük battaniyecik olabilecegini düsündüm.Keske getirebilseydim ama ne yazik ki bunlara yer kalmadi.
Ortada gururla sunulacak tamamlanmis bir is yok gördügün gibi.Ama yine de icimden geldi ekledim biraz da anilarimi hatirlayarak.Hem sonra gecen kis oglunla fotograflayip bana anlattigin örnegide yapabiliyorum artik.Istanbulda calistim dersime. insallah bir battaniye örücem o örneklede.Cok tesekkürler arkadasim...
30 Kasım 2011 Çarşamba

Geri dönüsümü ciceklerle kutlamak istedim:)
Cok uzun zaman olunca insan ne desin bilemiyor.Kisa bir özet gecmek isterdim ama bunca ayin özeti pek kisa olamaz.En iyisi hic gitmemis hep buradaymis gibi davranmak.
Aslinda kafamda hep ilk postumu Selen icin hazirlamis oldugum fotograflara ayirmak vardi.Taa Istanbulda cektigim örgü fotograflarina.Bir türlü ekleyemedim, günler sanki birbiriyle yaristi bana kötü süprizler yapmak icin.Erteledim durdum.Simdi de fotograflar diger pc de oldugu icin ekleyemiyorum.Cok birsey degil birkac kare sadece anne evindeki yarim kalmis islerden.Bir sonraki postta söz Selen..
Uyku beni bekler,sabah bir inatci kuzu postlu keciyi anaokuluna hazirlamali ve birakmaliyim.Koca kisisi beni coktan yatti saniyor üstelik.Ayagim alissin dedim birkac lakirdi ettim ve gittim...
29 Kasım 2011 Salı
7 ay sonra yazasim tuttu.
Tam da bu sirada Serra'yi öksürük tuttu.
Yetmedi gecenin körü zil caldi ,üst komsu yanlislikla bize gelmis .Kapiyi acmaya calisiyor:)
Tamam tamam bu gece de yazmiyorum...Cok yaklasmistim ama iste evrenden mesaj geldi.Bunalimlarini uzak tut bizden dedi degisik yollarla.Dinliyorum bende ,bu kez.
Simdilik iyi geceler,yine gelicem.
5 Mayıs 2011 Perşembe
Serra Serra
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Kabak Yelleri
-Anne ben Kabak Yelleri'ni izlemek istiyorum?
Dün aksam uyumamak icin bahane üstüne bahane bulan Serra sansini zorluyor.Kabak tadi vereli cokk uzun olamsina ragmen hala inatla sacmalamaya devam eden bu dizi icin aramizda dalga gecerken öyle deyivermistik.Bizim kizda kapivermis.Kabak Yelleri kaldi dizinin adi.Bu kadar asagiladigima bakmayin hala arada izliyoruz da utanmadan.
Kabak tadi veren ne cok sey var aslinda.Hepsinden yavas yavas kurtulmaya calisiyorum.En cok da kendime yapistirip durdugum sacmaliklardan.

